Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, bu yıl “Demokratik ve Sosyal Belediyecilik” ana temasıyla düzenlenen 7. Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu’na katıldı. Türkiye Belediyeler Birliği ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iş birliğinde gerçekleştirilen sempozyum, 10-11-12 Aralık tarihlerinde TBB’nin Ankara’daki hizmet binasında akademisyenleri, yerel yöneticileri ve konuya ilgi duyanları bir araya getiriyor.“Sempozyumun sonuçları bizlere yol gösterici olacak”
Açılışta konuşan Başkan Vahap Seçer, pandemi nedeniyle 2021 yılında yapılamayan sempozyumun yeniden düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ekrem İmamoğlu ve Zeydan Karalar dönemlerinde sempozyuma verilen katkıları hatırlatarak teşekkür eden Seçer, “Demokratik ve sosyal belediyecilik günümüz koşullarında yerel yönetimlerin temel iki yapı taşıdır. Üç gün boyunca bilimsel sunumlar, deneyim paylaşımları ve uygulama örnekleri ele alınacak. Bu çalışmanın sonunda ortaya çıkacak değerlendirmeler, önümüzdeki dönemde bizler için adeta karanlıkta yolumuzu aydınlatan bir el feneri olacaktır” dedi.Yerel yöneticiler için farklı fikirleri dinlemenin önemine dikkat çeken Seçer, belediye başkanlığı görevinde geçen yılların kendisine çok şey öğrettiğini belirterek, “Her zaman sizden daha iyi bilen birileri vardır. İnsanları dinlemek, onların bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak gerekir. Bu buluşmalar da bunun için çok kıymetli” diye konuştu.“Demokrasi, yerel yönetimlerde başlayarak hayat bulur”
Demokrasinin en açık şekilde belediye başkanlığı ve muhtarlık gibi yerel yönetimlerde kendisini gösterdiğini vurgulayan Seçer, yerel yöneticilerin siyasi kimliklerinin ötesinde halk nezdindeki saygınlıklarının seçimlere doğrudan etki ettiğini söyledi. Seçer, “Demokrasi, yaşadığımız çevrede ortak akılla yönetilmenin adıdır. Fakat göreve gelindiğinde bu ilkenin zaman zaman geri plana itildiğini görüyoruz. ‘En iyisini ben bilirim’ anlayışıyla hareket etmek doğru bir yönetim modeli değildir” ifadelerini kullandı.“Bir kentin sorunlarını en iyi bilen, orada yaşayan insanlardır”
Mersin’de yönettikleri katılımcı demokrasi modelinden söz eden Seçer, “Kente Sözümüz Var” toplantılarıyla her yıl iki kez sivil toplum örgütleri, meslek odaları, kooperatifler ve kentte rol alan tüm paydaşlarla bir araya geldiklerini belirtti. Bu toplantıların 4-5 saat sürdüğünü söyleyen Seçer, “Şehrin sorunlarını ve çözüm yollarını en iyi bilen o şehirde yaşayan vatandaştır. Belediyeye transfer edilen bir bürokrat ancak vatandaşın taleplerine göre çözüm üretir; fakat asıl bilgi, doğrudan halkın kendisindedir” dedi.“Sivil toplum, siyasetçinin iyi günde de kötü günde de yanında olan yol arkadaşıdır”
MEDEKA Projesi (Mersin’e Değer Katanlar) hakkında bilgi veren Seçer, kentte kültürel ve sanatsal faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının tarafsız biçimde desteklenebilmesi için oluşturulan bu yapının 12 ayrı kuruldan oluştuğunu aktardı. Bu kurullarda alanında uzman STK temsilcilerinin yer aldığını belirten Seçer, “Ortak karar aldığınızda, sonuç olumsuz olduğunda sizin yanınızda dururlar; olumlu olduğunda ise mutluluğu birlikte paylaşırsınız. Sivil toplum örgütleri bizim yönetim anlayışımızda çok önemli bir yere sahiptir” şeklinde konuştu.“Kapılarımızı sivil toplum kuruluşlarına açtık”
Büyükşehirlerde en kritik konulardan birinin imar olduğunu vurgulayan Seçer, Mersin’de 30 yıldır çözülemeyen planlama sorunlarını ilgili meslek odaları ve hukuk kurumlarıyla iş birliği içinde çözdüklerini anlattı. “Şehir Plancıları Odası’na, Mimarlar Odası’na, Baro’ya ve diğer kurumlara ‘Kapılarımız açık, gelin birlikte yapalım’ dedik. Mecliste çoğunluk bizde olmamasına rağmen kavgasız, tartışmasız bir şekilde bu planları tamamlamayı başardık” dedi.“Sosyal adaletsizliğe karşı sosyal politikalar geliştiriyoruz”
Kentlerin kendi sosyolojik yapıları doğrultusunda sosyal politikalar üretmesi gerektiğini belirten Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Sosyal Politikalar Ofisi’nin çalışmalarını anlattı. Sosyal politikaların çok geniş bir alanı kapsadığını söyleyen Seçer, kadınlardan üreticilere, yaş almış bireylerden çocuklara kadar toplumun her kesiminin bu politikaların içinde yer aldığını ifade etti.Mersin’in gelir dağılımı adaletsizliğinin en yüksek olduğu kentlerden biri olduğunu hatırlatan Seçer, bu nedenle sosyal politikaların kent için vazgeçilmez olduğunu dile getirdi. 2019’dan 2025’e kadar sosyal birimlerin bütçelerinin dolar bazında altı katına çıktığını belirten Seçer, “Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısı, deprem gerçeği ve yaşanan derin yoksulluk dikkate alındığında, belediyeciliğin sosyal politikalardan ayrı düşünülmesi mümkün değildir” dedi.“Sempozyumun ülke demokrasisine katkı sunmasını diliyorum”
Konuşmasının sonunda sempozyumun çok değerli sonuçlar üreteceğine inandığını ifade eden Seçer, bu çıktılar sayesinde hem belediyelerin hem de merkezi yönetimin sosyal politikalarının güçleneceğini belirtti.Sempozyumun açılışında ayrıca TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Çelik de birer konuşma yaptı. Program, Prof. Dr. Ruşen Keleş’in “Çerçeve Sunuş” başlıklı anlatımıyla devam etti.
Açılışta konuşan Başkan Vahap Seçer, pandemi nedeniyle 2021 yılında yapılamayan sempozyumun yeniden düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ekrem İmamoğlu ve Zeydan Karalar dönemlerinde sempozyuma verilen katkıları hatırlatarak teşekkür eden Seçer, “Demokratik ve sosyal belediyecilik günümüz koşullarında yerel yönetimlerin temel iki yapı taşıdır. Üç gün boyunca bilimsel sunumlar, deneyim paylaşımları ve uygulama örnekleri ele alınacak. Bu çalışmanın sonunda ortaya çıkacak değerlendirmeler, önümüzdeki dönemde bizler için adeta karanlıkta yolumuzu aydınlatan bir el feneri olacaktır” dedi.Yerel yöneticiler için farklı fikirleri dinlemenin önemine dikkat çeken Seçer, belediye başkanlığı görevinde geçen yılların kendisine çok şey öğrettiğini belirterek, “Her zaman sizden daha iyi bilen birileri vardır. İnsanları dinlemek, onların bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak gerekir. Bu buluşmalar da bunun için çok kıymetli” diye konuştu.“Demokrasi, yerel yönetimlerde başlayarak hayat bulur”
Demokrasinin en açık şekilde belediye başkanlığı ve muhtarlık gibi yerel yönetimlerde kendisini gösterdiğini vurgulayan Seçer, yerel yöneticilerin siyasi kimliklerinin ötesinde halk nezdindeki saygınlıklarının seçimlere doğrudan etki ettiğini söyledi. Seçer, “Demokrasi, yaşadığımız çevrede ortak akılla yönetilmenin adıdır. Fakat göreve gelindiğinde bu ilkenin zaman zaman geri plana itildiğini görüyoruz. ‘En iyisini ben bilirim’ anlayışıyla hareket etmek doğru bir yönetim modeli değildir” ifadelerini kullandı.“Bir kentin sorunlarını en iyi bilen, orada yaşayan insanlardır”
Mersin’de yönettikleri katılımcı demokrasi modelinden söz eden Seçer, “Kente Sözümüz Var” toplantılarıyla her yıl iki kez sivil toplum örgütleri, meslek odaları, kooperatifler ve kentte rol alan tüm paydaşlarla bir araya geldiklerini belirtti. Bu toplantıların 4-5 saat sürdüğünü söyleyen Seçer, “Şehrin sorunlarını ve çözüm yollarını en iyi bilen o şehirde yaşayan vatandaştır. Belediyeye transfer edilen bir bürokrat ancak vatandaşın taleplerine göre çözüm üretir; fakat asıl bilgi, doğrudan halkın kendisindedir” dedi.“Sivil toplum, siyasetçinin iyi günde de kötü günde de yanında olan yol arkadaşıdır”
MEDEKA Projesi (Mersin’e Değer Katanlar) hakkında bilgi veren Seçer, kentte kültürel ve sanatsal faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının tarafsız biçimde desteklenebilmesi için oluşturulan bu yapının 12 ayrı kuruldan oluştuğunu aktardı. Bu kurullarda alanında uzman STK temsilcilerinin yer aldığını belirten Seçer, “Ortak karar aldığınızda, sonuç olumsuz olduğunda sizin yanınızda dururlar; olumlu olduğunda ise mutluluğu birlikte paylaşırsınız. Sivil toplum örgütleri bizim yönetim anlayışımızda çok önemli bir yere sahiptir” şeklinde konuştu.“Kapılarımızı sivil toplum kuruluşlarına açtık”
Büyükşehirlerde en kritik konulardan birinin imar olduğunu vurgulayan Seçer, Mersin’de 30 yıldır çözülemeyen planlama sorunlarını ilgili meslek odaları ve hukuk kurumlarıyla iş birliği içinde çözdüklerini anlattı. “Şehir Plancıları Odası’na, Mimarlar Odası’na, Baro’ya ve diğer kurumlara ‘Kapılarımız açık, gelin birlikte yapalım’ dedik. Mecliste çoğunluk bizde olmamasına rağmen kavgasız, tartışmasız bir şekilde bu planları tamamlamayı başardık” dedi.“Sosyal adaletsizliğe karşı sosyal politikalar geliştiriyoruz”
Kentlerin kendi sosyolojik yapıları doğrultusunda sosyal politikalar üretmesi gerektiğini belirten Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Sosyal Politikalar Ofisi’nin çalışmalarını anlattı. Sosyal politikaların çok geniş bir alanı kapsadığını söyleyen Seçer, kadınlardan üreticilere, yaş almış bireylerden çocuklara kadar toplumun her kesiminin bu politikaların içinde yer aldığını ifade etti.Mersin’in gelir dağılımı adaletsizliğinin en yüksek olduğu kentlerden biri olduğunu hatırlatan Seçer, bu nedenle sosyal politikaların kent için vazgeçilmez olduğunu dile getirdi. 2019’dan 2025’e kadar sosyal birimlerin bütçelerinin dolar bazında altı katına çıktığını belirten Seçer, “Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısı, deprem gerçeği ve yaşanan derin yoksulluk dikkate alındığında, belediyeciliğin sosyal politikalardan ayrı düşünülmesi mümkün değildir” dedi.“Sempozyumun ülke demokrasisine katkı sunmasını diliyorum”
Konuşmasının sonunda sempozyumun çok değerli sonuçlar üreteceğine inandığını ifade eden Seçer, bu çıktılar sayesinde hem belediyelerin hem de merkezi yönetimin sosyal politikalarının güçleneceğini belirtti.Sempozyumun açılışında ayrıca TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Çelik de birer konuşma yaptı. Program, Prof. Dr. Ruşen Keleş’in “Çerçeve Sunuş” başlıklı anlatımıyla devam etti.







